|
Salı, 31 Ağustos 2010 |
|
EAH klinik şef ve yardımcısı kadrolarının yüzde 35’ini atama hakkına sahip olan Sağlık Bakanı, 384 atama yaptığını söylerken, SES’in araştırmasına göre bu sayı 500 civarında...
BAKANA KADRO HAKKI
AKP’nin birçok alanda gerçekleştirdiği kadrolaşma kervanına Sağlık Bakanlığı da katıldı. 2008’de hazırlanan ‘torba yasası’yla, hastanelerdeki şef ve şef yardımcısı kadrolarının yüzde 35’ini atama hakkı Bakanlığa verildi. Sendikaya göre, bu düzenleme yeni yandaş kadrolara yuva olma görevini de layığıyla yapıyor.
32 HÜLLELİ PROFESÖR VAR
Hülle yoluyla profesör olan 32 kişiyi isim isim raporlayan sendikaya göre, Bakan’ın klinik şefi olarak atadığı doçentler, taşrada ‘kendisine ayarlanan’ profesörlük ilanlarına başvuruyor. Bu kişiler ilk atandıkları hastaneye tekrar klinik şefi olarak dönüyorlar. Üstelik 2 kat maaş ve Prof. unvanıyla.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 31 Ağustos 2010 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Cuma, 27 Ağustos 2010 |
|
Maliye Bakanlığından:
GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
(SERİ NO: 275)
Resmi Gazete:26.8.2010-27684
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi kapsamında yapacakları ödemelerden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan aile hekimlerinin, ilgili vergi dairesinde muhtasar yönünden mükellefiyet kaydı yaptırmaları ve yapmış oldukları tevkifat tutarlarını muhtasar beyanname ile beyan ederek ödemeleri gerekmektedir
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 26 Ağustos 2010 |
Danıştay, Türk Tabipleri Birliği’nin başvurusu üzerine “tam gün”e ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının üniversite öğretim üyeleri dışındaki hekimleri kapsamadığına yönelik Sağlık Bakanlığı işleminin yürütmesinin durdurulmasının devamına karar verdi.
Hatırlanacağı gibi, Anayasa Mahkemesi 16 Temmuz 2010 günü açıkladığı kararı ile 5947 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesinin değiştirilen; ikinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “ … bentlerden yalnızca birindeki …” ibaresini Anayasa aykırı bularak iptal etmişti. Aynı zamanda, iptal edilen maddeye ilişkin verdiği kararın sonuçsuz kalmaması için yürürlüğünü de durdurmuştu.
Sağlık Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi kararının üniversite öğretim üyeleri dışındaki hekimleri kapsamadığını, hekimler kamu dışında çalışmaya devam ederse memuriyetten çıkarma dahil her türlü işlemi yapacağını açıklayınca da, Türk Tabipleri Birliği Anayasa’ya aykırı Bakanlık işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemi ile Danıştay’a başvurmuştu. Danıştay da, Bakanlık işleminin Anayasa Mahkemesi kararına ve hukuka aykırı olduğu sonucuna vararak, işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiş ve Sağlık Bakanlığı’ndan konuya ilişkin olarak savunma istemişti.
Sağlık Bakanlığı, konuya ilişkin savunmasını Danıştay’a geçtiğimiz haftalarda iletmişti. Danıştay, Sağlık Bakanlığı’nın savunmasını aldıktan sonraki değerlendirmesinde de yürütmeyi durdurmanın devamına karar verdi.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 26 Ağustos 2010 )
|
|
|
Çarşamba, 25 Ağustos 2010 |
|
Sağlık Bakanlığı 3 Ağustos 2010 günü bir Genelge yayınladı.
Genelge’yle;
Sanki bir doktor,
yaptığı ameliyatı yarıda bırakabilirmiş,
yaptırdığı doğumu erteleyebilirmiş,
durumu kötüleşen hastasına müdahale etmeyi geciktirebilirmiş,
acil servise başvuran hastasını bekletebilirmiş,
yoğun bakım hastasını kaderine terk edebilirmiş gibi,
Saat on iki ilâ on dört arasında “öğle tatili” yapılması öngörülüyor
Böylece bütün sağlık çalışanlarının çalışma süreleri, fiili olarak tekrar günlük dokuz, haftalık kırk beş saate çıkarılıyor.
|
|
|
Çarşamba, 18 Ağustos 2010 |
|
TTB Merkez Konseyi, Sağlık Bakanlığı'nın "tam gün" ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin ve Danıştay'ın aldığı kararları hiçe saymasına ve fiili olarak uygulamama girişimlerine tepki gösterdi.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Eriş Bilaloğlu, TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, TTB Merkez Konseyi üyeleri Dr. Osman Öztürk, Dr. Hüseyin Demirdizen, Doç. Dr. Mehmet Zencir ve Dr. Zülfikar Cebe'nin katılımıyla 13.08.2010 tarihinde düzenlenen basın toplantısında, Sağlık Bakanlığı'nın "tam gün" ile ilgili yargı kararlarının ardından yaşama geçirdiği mesai genelgesi ve muayenehane açmada yönetmelik değişikliği ile ilgili değerlendirmelerde bulunuldu. TTB'nin her iki düzenlemeyi de yargı sürecine taşıyacağı bildirildi.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ağustos 2010 )
|
|
|
Salı, 17 Ağustos 2010 |
TTB Merkez Konseyi, 12 Eylül 2010 günü gerçekleştirilecek referandum ile ilgili olarak yazılı bir basın açıklaması yaptı.
12 Eylül 2010 Referandumu Hesap Sormak İçin Bir Fırsattır!
Türkiye -artık-eskimiş sorunlarını çözmemeye direniyor, çözümü belli olan konuları sorun haline getiriyor, çözeceğim diye daha da içinden çıkılmaz bir hale sokuyor.
12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan referandumun kendisi, yaşanan süreç bütünüyle yukarıdaki tanımla uyumlu bir seyir gösteriyor. Bu traji-komik durumu tanımlarken özne olarak “Türkiye”yi seçmekle Türkiye’de yaşayan büyük çoğunluğa haksızlık etmiş oluyoruz. Aslında sorumlularını bugün Türkiye’nin önde giden siyasi aktörleri ile sınırlamak çok daha gerçekçi ve yerinde.
Propaganda sürecinin 8 Temmuz’daki Anayasa Mahkemesi kararı sonrası başladığını düşünürsek TTB Merkez Konseyi olarak hemen hemen bütün tutumların dile getirildiği, ilgilisinin içeriğine ilişkin yeterince bilgi sahibi olabileceği bir sürenin geçtiği/bilgi sahibi olduğu referandumla ilgili görüşlerimizi meslektaşlarımızla ve kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ağustos 2010 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazartesi, 16 Ağustos 2010 |
|
Tüm zamanların en hekimsevmez, çalışan hakkına ve gelecek güvencesine saldıran “Sağlık Bakanı"na...
Önce Anayasa Mahkemesi 5947 Sayılı “Tam Gün Yasası”yla ilgili iptal kararını verdi.
Sonra Danıştay Beşinci Dairesi Sağlık Bakanlığı’nın bu iptal kararına rağmen yapmaya çalıştığı işlemin yürütmesini durdurdu.
Anayasa Mahkemesi’nin ve Danıştay’ın kararlarından sonra; Üniversitede olsun Sağlık Bakanlığı’nda olsun kamuda çalışan hiçbir hekimin muayenehanesini kapatmaya, işyeri hekimliğini bırakmaya, kısacası ikinci görevinden ayrılmaya zorlanamayacağı açıktır.
Sağlık Bakanlığı gibi önemli bir makamı işgal edenlerin, normal olarak, bu kararlara saygı göstermesi, olgunlukla karşılaması ve doğabilecek sorunlar nedeniyle sürecin yeniden kamu yararına düzenlenmesi amacıyla muhataplarıyla çözüm için bir araya gelmeyi sağlaması beklenirdi.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 19 Ağustos 2010 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|